26 Ocak 2010 Salı

Rüyada Klaus Nomi Görmek



Yavuz Cingöz'ün yazısı


Her şeyin sahteleşmeye başlayacağı ve renklerin her birine yapılan gri ilavesiyle donuklaştırılacak yılların içinde, armonik bir çözülmenin bile rahatlatamayacağı seslerin sentetik kompozisyona delalettir. Hayra alamet midir bilinmez ancak kendinde bir devrim yapacağını gösterir, devrimine yirmi yılda yankı bulacaksa şanslıdır gören kişi. Dünyada bir yerde yakacağı işaret fişeğini gören herkes onu kurtarmaya gelebilir ama kendini kurtarabilir mi bilinmez. Bu anlamda risklidir. Çünkü o zamanını harcarken sen zamanını bulmaya çalışansındır. O kendini konumlandıramadığı formaldehit katkılı bir çağda çürümeyen bir kültür yarattı. Ama tüm koruyucu ilavelere rağmen bu çağ hala çürüyor ve çürüyecek.



Tanrı koruyucumuz olduğundan beri doğallığını kaybetmiş, sahte ve yapay tadıyla ve tüm yavanlığıyla içinde yaşadığımız bu evrenin en kötü yerinde, cennetten intihar etmiş bir mesihin Hitler'den kaçarken göğe yükselmesinden kırk yıl sonra yeryüzüne inmesi kıyamet alametiydi belli ki...Ama erken geldiğini fark etmiş olmalı ki, geri döndü...

Rüyaya girmesi de geç kalınmış bir devrime işarettir.


Mahşer günü verilecek olan ve açılışını İsrafil'in sûr konçertosu ile yapacağı konserde Klaus Nomi'nin icra edeceği -hazırlıkları tüm hızıyla süren- magnum opusunda, İsrafil de sûruyla eşlik edecektir. İlk eserde ölen her diri, Nomi'nin parçasıyla birlikte dirilecek ve sonun başlangıcını kutlayacaktır. Rüyada bu kutlamayı gören kişinin hayalini kurduğu ve yaşadığı çağdan en az yüz yıl sonra isimlendirilecek bir akımdan iki adet albümü çıkacak ve bu albümlerin de muhteşem sahne şovlarıyla bezeli konserleri olacaktır

17 Ocak 2010 Pazar

2009 hafızası


1-Röyksopp- Junior
2-Atlas Sound- Logos
3-Kings of Conveince- Declaration of Dependence
4-Animal Collective- Merriweather Post Pavilion
5-Doves- Kingdom of Rust
6-Bat For Lashes- Two Suns
7-Anthony and The Johnsons- The Crying Light
8-Manic Street Preachers- Journal for Plague Lovers
9-Air- Love 2
10-Editors- In This Light and On This Evening
11-Grizzly Bear- Veckatimest
12-Flunk- This is What You Get
13-IAMX- Kingdom of Welcome Addiction
14-Yeah Yeah Yeahs- It's Blitz!
15-Norah Jones- The Fall
16-Fever Ray- Fever Ray
17-Portugal. The Man- Satanic Satanist
18- Artic Monkeys- Humbug
19-I.U.D.- The Proper Sex
20-Patrick Wolf- The Bachelor
21-White Lies- To Lose My Life
22-Sonic Youth- The Eternal
23-Pati Yang- Faith, Hope and Fury
24-Bloody Mary- Black Pearl
25-The Dead Weather- Horehound
26-Dead Man's Bones- Dead Man's Bones
27-The Crystal Method- Divided by Night
28-Lily Allen- It's Not Me It's You
29-Placebo- Battle for The Sun
30-Redd- 21
31-Harlem Shakes- Technicolor Health
32-John Parish and Poly Jean Harvey- A Woman and A man Walked by
33-Peaches- I Feel Cream
34-Mika- The Boy Who Knew Too Much
35-Tori Amos- Abnormally Attracted To Sin
36-Fink- Sort of Revolution
37-The Gossip- Music For Men
38-Phoenix- Wolfang Amadeus Phoenix
39-Depeche Mode- Sounds of The Universe
40-Zero 7- Yeah Ghost

* röyksopp, sömürülme puanı en yüksek olduğu için bir numaraya oturdu.

23 Aralık 2009 Çarşamba

şimdi eğinip dinleme zamanı


kimi kez insan sadece henüz gelmemiş bir ayrılığı ya da aşkı ya da sonbaharı, kısacası biraz hüzün ister kendine. duygular böyle zamanlarda harekete geçer. yazın kıpır kıpır can vardır ruhta ama ardından gelen bir çökmüşlük, yorulmuşluk hissi insana kalandır. Ve bazı gruplar vardır bu zamanları daha çok yaşarlar, bu yüzden onlar sizin hüzün aşklarınızdır. hüzün de korku yoktur, ,içine önceden tanımadığı hiç bir duyguyu almaz çünkü. insan hüzünde iktidarı elden bırakmaz, yaz neşesi yeterince aptal yerine koymuştur onu çünkü.bunları düşünürken, bunları hissederken kings of conveince gillerden oldum bende.onlar vesile oldular belki. içimde kalmış bir macera aşkı yalanlama fırsatı buldum onlarla. dinliyorum, çok güzeller, içtenler, iki erkeğe aynı anda aşık olmuş gibi dinliyorum." my ship isnt pretty" başladığında kafamı ufak bir darbe ile aşağıya eğiyorum ve;
the telegraph gave us hope
before was the silence and the panic it brought...
ve albüm bitmiş oluyor kafamı kaldırmayı başardığımda

biraz daha dinlerim bu albümü, sonra ayrılmayı dşünüyorum onlardan başka bir bahara...

12 Aralık 2009 Cumartesi

30 Ekim 2009 Cuma

değişimin karşısında durmak Yeah Ghost'u sevmemizi engeller mi?



Zero 7 chill out ailesinin en cool gruplarından biriydi.Simple Things albümlerindeki parçalar hala yorucu ve umutsuz cumartesi akşamları ardından gelen pazarlar için detoks niyetineydi adeta.Distractions,Destiniy,In The Witing line...Daha sonraları akustik bir Zero 7 geldi karşımıza The Garden beklediğimden çok farklı olmuştu. Ben daha elektronik bi albüm bekliyordum kendilerinden, daha az sevmiştim The Garden'ı fakat vokaller her zaman ki Zero 7'dı.Bu defa da Yeah Ghost ile karşımızdalar. chill out üstadları yine beni şaşırttı. Emillliana Torrini gibi daha akustikleşmiş bir kariyere doğru gideceklerini düşünüyordum. Fazlasıyla elektronik olmuşlar bu kez.Olmamış mı? Olmuş aslında... ama Zero 7'ın yerinde yeller esiyor. Sia bu defa vokallerde yok ki bu bence albümün en olumsuz yanlarından biri.Albümdeki kadın vokallere bir türlü ısınamadım bunun yanında kalan vokallerde erkek vokaller çok daha çekici olmuş.
Count Me Out ile albüm son derece hipnotik bir başlangıç yapıyor.Albümün en iyi şarkısı olan Ghost Symbol' ı dinlemek için yedinci şarkıya kadar beklememiz gerekiyor.Diğer şarkılardan daha karanlık, ambient ve trip hop arasında gidip geliyor; sanki Fever Ray' in bahar görmüş hali gibi.The Road' da güzel bir kadın vokal var en Zero 7 olduğunu söyleyebilirim bu şarkının, hüzün sinmiş şarkıya, sözleri de pek bir ağlamaklı. Albümün rengini belirten Everything Up yine güzel bir şarkı elektronik öğeler, akustik bileşimler ve vokal güzel birleşmiş. Swing adlı şarkı fazlasıyla mutlu, vokalde sanki Adele var gibi.(bilmiyorum belki öyledir) Pop Art Blue gitarını fazlasıyla güzel bulduğum başka bir Zero 7. İkinci şarkı Mr. McGEE beni en üzen şarkı oldu sanırım, sanki liste başarısı yakalamak için özellikle yapılmış bir pop hiti gibi duruyor, şarkı Zero 7 albümünde değil de Joss Stone albümünde olsa çok beğenebilirdim. Medicine Man'de aynı şekilde çok pop geliyor. Sleeper ise albümün hit mantığı ile güzel ambient pop, elektronik parçalar arasında duruyor. Telepopmusic'ten sonra Zero 7' ında artık chill out dan giderek uzaklaştığını görüyorum.Belki akustik bir albüm yaptıklarında çok yadırganmadı ve kolay alışıldı, üç yıl aradan sonra gelen Yeah Ghost'da değişim devam ediyor. Acaba bu değişimin sonu nereye kadar ulaşacak?. Merak etmeden duramadım; Artık chill out yerine pop ve elektronizma ile birleşmiş pop mu dinleyeceğiz? Cumartesileri ipin ucunu kaçırana kadar eğlenmek ve ardından Zero 7 ile detoks yapmak tarihe mi karışacak? Değişimin karşısında durmak bizi müzikal bir gerici mi yapar? Belki de kapitalizm cumartesi eğlencesinden sonra daha da yerin dibine vurmamızı istiyordur. Kim bilir... Pazar günleri de dans ederiz belki teknoloji çağında

22 Ekim 2009 Perşembe

portugal. the man - satanic satanist


portugal. the man grubunu dinlemeye yeni başladım pek de bir sevdim kendilerini. meğer grubun bir sürü albümü varmış, ben son albümleri satanic satanist ile tanıdım; içlerinden en sevdiğim de bu oldu.(şimdilik.) satanic satanist duygu laboratuvarı( yanlış mı yazdım acaba..) kadın vokal geleneğini daha çok sevmememe rağmen kimi zaman böylesine içten gelen vokaller beni etkiliyor. güzel bir indie albümünde olması gereken şeylerin hepsine sahip satanic satanist. yıl sonu listelerinde iyi bir yer edinecek. bir kaç şarkı örneği de sunmak isterdim inidirilmek ya da dinlemek üzere maalesef ki bu teknolojik yetilerim hala eksik. yine de;

mornings
the sun
everyone is golden en iileri bence albümün...

6 Ekim 2009 Salı

polisler direnişe...

bugun ımf ve db. toplantılarına karşı, direnen halkın karşısındaki polisler beni daha da düşündürmeye başladı.karakollar yıkılsın polislere özgürlük sloganı çok güzel; fakat bir polisin bu insandışı uygulamalar karşısında görevini icra etmesini anlayamıyorum.etyiyiciler tarafından kesilmek üzere beslenen inekler yirmi yıl yerine üç yıl yaşıyorsa polislerde de böyle bir duruma sebep olmaz mı bu? çünkü insanlara bu şekilde bir saldırı durumu, şiddet ortamı onları etkiliyor olmalı.tam olarak kuramadığım bu benzetmenin ötesinde karakolların varlığı devam ettiği sürece bazı şeyler kolay değişmeyecek kaldı ki kaakolların yıkılması da yeterli değil şeklinde gidiyor bu cümle...tüm polisler görevini bıraksa ve yarın ki direnişe katılsa keşke...uzak mı... neden olmasın?